Table of Contents Table of Contents
Previous Page  127 / 213 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 127 / 213 Next Page
Page Background

İslami Finansal Araçların Çeşitlendirilmesi

116

İslami bankaların sınıflandırılmış yatırımları: İslami bankalar, inceleme yılı olan 2016’da,

sınıflandırılmış yatırımların toplam yatırıma oranı bakımından daha iyi bir konuma sahipti. Yüzde

4,3 olan bu oran, sektörün ortalaması olan yüzde 9,2’den önemli ölçüde daha düşüktü. Ancak,

tüm bankacılık sektöründen ziyade sadece özel ticari bankalar dikkate alınırsa, bu oran yüzde

9,2’den yüzde 4,6’ya düşmektedir. Bu nedenle İslami bankalar, kendilerine en yakın olan gruba

(PCB’ler) kıyasla daha düşük bir takipteki kredi oranına sahiplerdi. Tüm bankacılık sektörünün

yüzde 72,7 olan sınıflandırılmış yatırımların toplam öz kaynağa oranı, İslami bankalar için

yüzde 49,7 düzeyindeydi. Bu, İslami bankaların, yatırımlarının (krediler ve avanslar) olası kaybı

durumunda genel bankacılık sektörüne kıyasla daha dirençli olduğunu göstermektedir. İstikrar

açısından bakıldığında, İslami bankalar aktif tarafındaki olumsuz şokları (Müşarekedeki kayıp)

yatırım sahiplerine (Mudârebe hesapları) aktarabildikleri için risklere karşı daha dayanıklıdırlar.

Bu tür düzenlemeler, varlıklarının kredi, piyasa ve likidite riskini mevduat sahiplerine orantılı bir

şekilde aktarmakta ve dolayısıyla, prensip olarak hissedarların geleneksel bankalara kıyasla aşırı risk

almasını engellemektedir. Diğer bir deyişle, mevduat sahipleri belirli bir derecede piyasa disiplini

sağlayabilir; ancak uygulamada, İslami bankaların, varlıklarına ilişkin riski gerilimli senaryolarda

mevduat sahiplerine aktarmasına gerek olmadığı açıktır. Bunun yerine, İslami bankalar kârlarını

mevduat sahiplerine uygun oranlarda dağıtarak, portföyün riskini hissedarlara aktarmaktadır.

Ayrıca, yatırım gelirleri önemli ölçüde yüksek olduğunda, İslami bankalar genellikle mevduat

sahiplerine tüm kârı dağıtmak yerine piyasadaki mevduat faizi oranlarına uygun bir şekilde getiri

oranı olarak gelirlerin daha yüksek bir oranını vermektedir. Diğer yandan, yatırım gelirlerinin

düşük olduğu yıllarda da mevduat sahiplerine yapılan dağıtımların payını arttırmak amacıyla

kendi yönetim (mudârip) ücret payını azaltarak tersini yapacaklardır.

İslami Bankaların Kullandığı Finansal Araçlar

İslami bankaların kullandıkları başlıca finansal araçlar murabaha, Bey’i muaccel, karz-ı hasen,

icâre ve SMTŞ’dir (Sirkatul Melk kapsamında Taksitle Satış). İslami Bankacılık sektörünün bir

bütün olarak İslami mikrofinans açısından rolü takdire şayandır. İslami bankacılık sektörünün ana

hedefleri, İslamın maksatlarını yerine getirmektir; yani, İslami finansal okuryazarlık programları

ile finansal tabana yayılma faktörlerinin hızlandırılmasına yardımcı olarak ülkedeki fakir ve

dezavantajlı kişilerin küçük gelir getirici faaliyetlerle uğraşmasını ve saygın bir insan olarak yaşamak

adına gerekli imkânlara sahip olmasını sağlamaktır. İslami bankalar tarafından gerçekleştirilen

yatırımların çoğu ticaret ve kiralama ile ilgili sektörlerde yoğunlaştığından, özellikle mikrofinans,

mahsul paylaşımı, geleneksel olmayan tarım ve küçük işletmeler gibi sosyal olarak arzulanan ve

sürdürülebilir reel sektörlere daha fazla yatırım yapabilirler. İslami bankalar, zekât, evkaf (Vakfın

çoğulu) ve hayırseverlik faaliyetlerini içeren kâr ve zarar paylaşımlı yatırım biçimiyle, Bangliadeş’te

yoksulluğun azaltılması adına alternatif bir yol yaratabilmektedir. Bangladeş halkı Şer’i kural ve

ilkelere uymak için büyük bir arzu duyduğundan, ülkede faizsiz bankacılığa olan talep büyük

bir hızla artmaktadır. Şeriat, İslami bankacılık sektörünün bel kemiği olduğundan, İslami finans

sektörünün insan refahının sağlanmasını teşvik etmesine yardımcı olmak için sağlam bir zemine

sahip kapsamlı bir İslam hukuku altyapısı ve kararlılık gerekmektedir.

Şu anda çoğu Müslüman ülkenin ortak veya Batıya ait medeni hukuk sistemlerini benimsediği

görülmektedir. Uzun bir süre boyunca İslamŞeriatı temeline dayanan kapsamlı bir hukuk sisteminin

olmaması nedeniyle, günümüzde İslam ticaret hukukunun kullanılmasını destekleyecek hukuki

altyapı kurumları da mevcut değildir. İslami finansın ortaya çıkmasıyla, İslami finansal sözleşmeler

kullanılmaktadır; ancak bu, yabancı bir hukuki ortamda gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle, yasalar

ve mahkemeler bu sözleşmeleri yorumlayamamakta ve uygulanmasını sağlayamamaktadır.