Table of Contents Table of Contents
Previous Page  126 / 213 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 126 / 213 Next Page
Page Background

İslami Finansal Araçların Çeşitlendirilmesi

115

vadeli toptan fonlamanın aşırı kullanımını kısıtlamayı ve tüm bilanço içi ve dışı unsurlarda likidite

riskinin daha iyi bir şekilde değerlendirilmesini teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

İslami bankaların toplam Yatırım/Mevduat Oranı (YMO) Aralık 2015 sonunda yüzde 83,2 iken

Aralık 2016 sonunda yüzde 86,3 olarak gerçekleşmiştir. Tüm bankacılık sektörünün avans/

mevduat oranı (AMO), İslami banka grubununkinden daha düşük olarak yüzde 71,942 düzeyinde

gerçekleşmiştir. Bunun sebebi, izin verilen azami yüzde 90 seviyesinin oldukça altında olsa da

geleneksel bankalar için daha yüksek bir ZKO uygulanmasıdır. Şer’i uyumlu fon kaynakları kısıtlı

olduğundan İslami bankalar, 2012’de faaliyete geçen İslami bankalar arası para piyasasından

veya devlet tarafından ihraç edilen İslami Yatırım Tahvilleri Fonundan borç alabilirler.

İslami bankaların Yatırım/Mevduat Oranları (YMO) yüzde 90’lık düzenleyici azami düzeyin altında

olduğundan TY16’da bu bankalarda likidite gerilimine dair bir işaret görülmemiştir. Bangladeş

Bankası, İslami bankaların elinde bulunan fazla likidite konusunu ele almak amacıyla 2004 tarihli

‘Bangladeş Hükümeti İslami Yatırım Tahvili (İslami Tahvil) Politikası’nda değişiklik yapmıştır. Bu

değişikliğin amacı, İslami tahvil piyasası için sağlam bir temel oluşturmak ve ayrıca fazla likiditeyi

İslami tahviller kanalıyla yatırımlara yönlendirmektir. Bangladeş Bankasının Borç Yönetimi Dairesi

(DMD), 18 Ağustos 2014 tarihli bir gazete bildirimine atıfta bulunarak İslami tahvillerin açık

artırma sürecini tanıtmak için bir genelge yayımlamıştır.

İslami Tahvil Politikasının değiştirilmesiyle, İslami bankaların/FK’ların fonlarını sorunsuz bir şekilde

yönetmelerine yardımcı olmak adına daha önce 6 ay, 1 yıl ve 2 yıl olan İslami tahvillerin vadeleri

tekrar 3 ay ve 6 aya sabitlenmiştir. Tahviller, açık artırmayla KPO’ya göre ihraç edilecektir. Yani,

bu tahvillere yatırım yapılarak elde edilen kâr, alıcı ile ihraççı olan Bangladeş Bankası arasında

paylaşılacaktır. İslami tahvillerin kârı, önceki tasarruf (mMudârebe) mevduatlarının kâr oranı

yerine ihraççı İslami bankaların üç aylık bir sabit mevduat planının kârına eşit olacaktır. Bangladeş

Hükümeti İslami Yatırım Tahvillerinin (BHİYT) satılması durumunda hükümet, bu tür satışlardan

toplanan fonların kullanımından doğan kârı (veya kaybı) yatırım bankaları ile paylaşmak

zorundadır ve fon devlet tarafından Şer’i kurallara uygun olarak kullanılacaktır. Hükümet bu

konuyla yatırım bankalarının memnun kalacağı bir şekilde ilgilenecektir. Devletin fonları daha

uzun vadeli olarak ve belirli projelerde kullanmak istemesi durumunda, bu tür kısa vadeli tahviller

doğru seçim olmayacaktır. Halk arasında ‘sukuk’ olarak bilinen Şer’i uyumlu uzun vadeli tahviller

gibi finansal araçlar daha uygun olacaktır. Belirli projelerde, kâr ve zararı hesaplamak daha kolay

olabilir ve kâr (ve zarar) önceden kararlaştırılan şartlara göre fon tedarikçileri veya sukuk alıcıları

ile paylaşılabilir. Bangladeş’in henüz herhangi bir sukuk ihraç etmediğinin de belirtilmesi gerekir.

İslami bankaların sermaye pozisyonu: Bangladeş’in Basel-III çerçevesinde, yüzde 10’luk Sermaye/

Risk Ağırlıklı Varlıklar Oranı (SRVO) göz önünde bulundurulduğunda, sekiz tam teşekküllü

İslami bankadan yedisi TY16’daki düzenleyici sermaye şartına uymaktadır. Bankacılık sisteminin

daha esnek ve şoklara karşı daha dayanıklı olması için, Basel Bankacılık Denetleme Komitesi

(BCBS) düzenleyici sermayenin kalitesi ve seviyesinin yükseltilmesini önermiştir. Uluslararası en

iyi uygulamalara paralel olarak, Bangladeş Bankası ‘Risk Esaslı Sermaye Yeterliliğine İlişkin Kılavuz

İlkeleri’ adlı belgesinde Sermaye/Risk Ağırlıklı Varlıklar Oranını (SRVO) tanıtmış ve bankaların

SRVO’larını en az yüzde 10 düzeyinde tutmaları talimatının vermiştir. İslami bankaların sahip

olduğu daha sağlam sermaye tabanı, bu bankaların maruz kaldıkları çeşitli şokları karşılayacak

kadar güçlü olduklarını göstermektedir. TY16’da sekiz bankadan yedisi yüzde 10’dan yüksek

bir SRVO’ya sahipti. Ancak 2006’dan itibaren, bir İslami bankanın SRVO değeri, tarihsel büyük

kümülatif kayıp ve karşılık açığı nedeniyle negatif kalmış ve bankanın satılmasına rağmen çok

fazla değişmemiştir. Bu banka, 2008’den beri bir yeniden yapılandırma planı kapsamında faaliyet

göstermektedir.