İslami Finansal Araçların Çeşitlendirilmesi
114
bir rol oynamaktadır ve Bangladeş’te yurt dışında çalışan Bangladeşlilerin gönderdikleri paraların
yüzde 39,95’ini tahsil etmektedir.
Bangladeş’te İslami bankacılık ve tekâfül şirketlerinin sürekli artan pazar payı, ülkenin, kalkınma
göstergeleri ve İslami finansal altyapılarının incelenmesi için bir vaka çalışması olarak seçilmesini
sağlamıştır.
İslami Bankaların Pazar Payı
İslami bankaların pazar payı, tüm bankacılık sisteminin beşte biri düzeyinde sabit bir şekilde
seyretmektedir. TY16’da İslami bankaların toplam pazar payı (İslami bankacılık şubeleri/geleneksel
bankaların pencereleri hariç) TY15’teki ile neredeyse aynı kalmıştır. Özetle, Aralık 2016 sonunda
İslami bankalar tüm bankacılık sektöründeki tüm aktiflerin yüzde 18’ine (TY15’te yüzde 18),
yatırımların (krediler) yüzde 23’üne (TY15’te yüzde 22), mevduatların yüzde 20’sine (TY15’te
yüzde 19), öz kaynağın yüzde 16’sına (TY15’te yüzde 15) ve pasiflerin yüzde 19’una (TY15’te
yüzde 19) sahipti. TY16’da İslami bankacılık sektörünün kârlılığı, genel bankacılık sektörüne
kıyasla daha yüksekti. Kârlılığın başlıca göstergeleri, bankacılık sektöründeki göstergelerle rekâbet
halindeydi. Bankaların bireysel kazançları bakımından, İslami bankalardan biri tüm bankacılık
sektöründe üçüncü sırada yer alıyordu. 2016’da İslami bankaların net kârı, TY15’e göre yüzde
18,1 artmıştır. Buna karşılık, tüm bankacılık sisteminin net kârı, TY16’da yüzde 4,9 oranında
artmıştır (TY15’te yüzde 31,7). Öte yandan, oturmuş bir İslami tahvil piyasasının yokluğunda, bu
bankalar özel bir likidite düzenlemesi ile hareket etmekte ve bu da onların geleneksel bankaların
borç verilebilir fonlarına kıyasla daha yüksek yatırım fonlarıyla daha fazla gelir elde etmelerine
yardımcı olabilmektedir. TY15 boyunca, İslami bankalar toplam sektör kârının yüzde 21,2’sine
katkıda bulunmuştur. İslami bankaların toplam kâr gelirlerinin39 toplam aktiflerine oranı yüzde
7,3’e ulaşmıştır. Bu oran, sektör ortalamasından yüksektir (faiz gelirlerinin toplam aktiflere oranı
yüzde 5,5’ti). Öte yandan, kâr dışı gelirlerin toplam aktiflere oranı yalnızca yüzde 0,9 iken, sektör
ortalaması yüzde 2,4 olarak gerçekleşmiştir. Bu, bilanço dışı işlemlerden ve hizmet ile ücrete
dayalı gelirlerden daha az gelir elde edildiğini göstermektedir.
TY16’da İslami bankacılık sektörünün aktif kârlılığı, tüm bankacılık sektörünün biraz üstünde
yüzde 0,8 düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu, Şer’i uyumlu bir şekilde faaliyet gösteren bankaların
aktiflerini daha verimli bir şekilde kullandığını göstermektedir. Diğer yandan, TY16’da İslami
bankacılık sektörünün öz kaynak kârlılığı yüzde 13,1 olarak gerçekleşirken bu oran tüm bankacılık
sektöründe yüzde 9,7 düzeyindeydi. Bu, İslami bankaların daha düşük bir öz kaynakla daha fazla
kazanç sağladığını göstermektedir.
İslami bankaların likiditesi: İslami bankaların, Basel III çerçevesinde Nakit Rezerv Oranı (NRO),
Zorunlu Karşılık Oranı (ZKO) ve yeni uygulamaya konan Likidite Yeterlilik Oranı (LYO) ve Net
İstikrarlı Fonlama Oranı (NİFO) dikkate alındığında TY16’da yeterli likiditeye sahip oldukları
tespit edilmiştir. Piyasada Şer’i uyumlu ve ZKO açısından münasip araçlar yaygın bir şekilde
bulunmadığından İslami bankaların, geleneksel bankalarınkine kıyasla ayrıcalıklı bir düzeyde
tutmalarına izin verilmektedir. İslami bankalar, NRO ve ZKO’larını sırasıyla vadeli ve vadesiz
yükümlülüklerinin40 yüzde 6,5 ve yüzde 5,5’i düzeyinde tutmaktadır. Basel III’ün uygulanmasına
ilişkin yol haritasına göre bankaların Ocak 201541’ten itibaren Likidite Yeterlilik Oranını (LYO) ve
Net İstikrarlı Fonlama Oranını (NİFO) yüzde 100 düzeyinde tutmaları gerekmektedir. Bangladeş’teki
bankaların, Basel Komitesi tarafından uygulamaya konulmuş yeni bir likidite standardı olan LYO ve
NİFO’yu koruduğu söylenebilir. LYO, bir bankanın otuz takvim günü boyunca likidite ihtiyaçlarını
karşılamak için nakde çevrilebilecek yeterli düzeyde ipoteksiz ve kaliteli likit varlıklarını elinde
bulundurmasını sağlamayı amaçlamaktadır. NİFO ise piyasada likidite bolluğu olduğunda kısa




