İslami Finansal Araçların Çeşitlendirilmesi
112
Bankacılık sektörü, 2014 yılında yayımlanan yol haritasına göre Basel III’ü uygulasa da, bankacılık
sektörü, sermaye/risk ağırlıklı varlık oranını (SRVO) bir önceki yıl ile aynı seviyede tutmayı başarmıştır.
Ayrıca, bankaların çoğu gerekli kaldıraç oranını korumuştur. Bankacılık sisteminde aşırı bilanço içi
ve dışı kaldıraç oluşumunu önlemek için Basel III çerçevesinde basit ve risk bazlı olmayan kaldıraç
oranı benimsenmiştir. Düşük vadesiz kredi (günlük para) oranı ve düşük avans/mevduat oranı
(AMO), bankacılık sektörünün TY16’da likidite gerilimlerini azaltmasına yardımcı olmuştur. Yeni
uygulamaya konulan Basel III likidite göstergeleri (LCR ve NSFR), bankacılık sektörünün her türlü
likidite şokunu mahsup etmeye hazır olduğunu göstermiştir. İnceleme yılı boyunca faaliyet kârı
bir miktar azalmış, ancak net kâr, muhtemelen kredi riski karşılığındaki düşüş nedeniyle artmıştır.
PCB’ler, aktif kalitesi, sermaye yeterliliği ve kârlılık açısından iyi performans gösterirken, SCB’ler
ve SDB’ler sektör ortalamasının gerisinde kalmıştır; bu nedenle düzenleyici kurumlar tarafından
daha bilinçli bir denetime tabi tutulmaları gerekmektedir.
İslami bankalar son birkaç yılda varlıklar, mevduatlar, yatırımlar (krediler ve avanslar) ve öz
kaynaklar bakımından istikrarlı bir büyüme göstermektedir. İslami bankacılık sektörünün
büyümesi, TY16’da bir önceki yıla göre azalmıştır. TY16’da İslami bankacılık aktifleri yüzde 13,2
artmış (TY15’te %16,3), yatırımlar (kredi ve avanslar) yüzde 17,5 büyümüş (TY15’te yüzde 18,6),
bankacılık sektörünün genel kredi büyümesi ise yüzde 15,3 düzeyinde gerçekleşmiştir. Pasifler
de ağırlıklı olarak, bankacılık sektörünün genel mevduat tabanındaki yüzde 12,8’lik büyümeye
karşılık mevduat tabanındaki yüzde 14,7 pozitif büyüme (TY15’te yüzde 13,6) nedeniyle yüzde
13,8 artış göstermiştir (TY15’te yüzde 16,6).
İslami bankaların genişleyen şube ağı ve İslami bankacılık şubelerine sahip geleneksel
bankalar, Bangladeş’te İslami bankacılık sektörünün sürekli olarak hızlı bir şekilde büyüdüğünü
göstermektedir. Diğer bazı geleneksel bankalar da tüm operasyonlarını İslami prensipler ile uyumlu
hale getirmek için başvuruda bulunmuşlardır. Bangladeş’teki İslami sankacılık sektörü, hükümetin
ülkeyi 2021 yılına kadar orta gelir düzeyinde bir ülke haline getirme vizyonunu gerçekleştirmesi
amacıyla, ekonomik büyümenin teşvik edilmesine ve ülkede istihdam yaratılmasına büyük
katkıda bulunmaktadır. Böylece, yüzde 23’ü aşkın pazar payına ve 29.176 çalışana sahip bu
bankacılık sektörü, mevduatların harekete geçirilmesinde ve reel sektörlerin, hizmetlerin ve
ekonominin diğer önemli sektörlerinin finanse edilmesinde çok baskın bir rol oynamaktadır ve
Bangladeş’te yurt dışında çalışan Bangladeşlilerin gönderdikleri paraların yüzde 39,95’ini tahsil
etmektedir. İslami bankaların kullandıkları başlıca finansal araçlar murabaha, Bey’imuaccel, karz-ı
hasen, icâre ve SMTŞ’dir (Sirkatul Melk kapsamında Taksitle Satış). İslami bankacılık sektörünün
bir bütün olarak İslami mikrofinans açısından rolü takdire şayandır. İslami bankacılık sektörünün
ana hedefleri, İslamın maksatlarını (makasıdüş şeria) yerine getirmektir; yani, İslami finansal
okuryazarlık programları ile finansal tabana yayılma faktörlerinin hızlandırılmasına yardımcı
olarak ülkedeki fakir ve dezavantajlı kişilerin küçük gelir getirici faaliyetlerle uğraşmasını ve saygın
bir insan olarak yaşamak için gerekli imkânlara sahip olmasını sağlamaktır.
İslami BDFK’lar, hem bireysel hem de kurumsal müşterilere finansal imkânlar sağlayarak
ülkenin finansal sisteminde önemli bir rol oynamaktadır. İslami BDFK’lar vadesiz mevduat kabul
edemediğinden, bankalardan daha yüksek fon maliyetlerine katlanırlar ve bu, rekabet etmelerini
zorlaştırmaktadır. Bunu, genellikle bankalar için mevcut olmayan bazı özel ürünler sunarak telafi
etmeye çalışırlar. Bangladeş’te canlı bir İslami sermaye piyasasının oluşturulmasına yönelik yeni
ürünlerin geliştirilmesini önleyen başlıca engeller; ilgili kurumların girişimlerde bulunmaması ve
Şer’i uyumlu yatırımlara dair kılavuz ilkelerin olmamasıdır. Bangladeş’in Sermaye Piyasasında İslami
prensiplere dayalı özel veya belirli ürünler bulunmamaktadır. Pazarın bütünlüğünü desteklemek
ve giderek daha sofistike bir hale gelen yatırımcı sınıfının taleplerini karşılamak için, İslami




