Table of Contents Table of Contents
Previous Page  49 / 213 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 49 / 213 Next Page
Page Background

İslami Finansal Araçların Çeşitlendirilmesi

38

• Hem sigortacılık hem de Şer’i konularda uzmanlığa sahip insan kaynaklarının kıtlığı:

Hukuk, satış ve aktüeryal hizmetler gibi alanlarda yeterli tekâfül bilgisine sahip çok az

sayıda profesyonel olmasından dolayı büyüme sekteye uğramaktadır. İşletmecilerin çoğu

genellikle, hukuk danışmanları ve aktüerler gibi geleneksel sigortacılık tecrübesi olan ve

Şer’i konulara dair kısa kurslar alma eğiliminde olan insan kaynaklarını istihdam ederler.

Bu nedenle, çoğu işletmecinin zihniyeti geleneksel düşünce ve çözümlerle yönlendirilmeye

eğilimlidir ve sonuç olarak, sektörde sınırlı miktarda orijinal düşünce hâsıl olmaktadır.

• Uygun deneyime sahip fıkıh âlimlerinin yetersizliği: Tekâfül şirketlerinin çoğu yerdeki

yasalara göre bir Şer’i Denetim Kurulu oluşturması gerekmektedir ve sigortacılık ve tekâfül

piyasasından anlayan fıkıh âlimlerinin sayısı çok azdır. Ayrıca, bu bir avuç ilim adamı da

kaçınılmaz olarak birden çok kurulda görev yapmaktadır ve bu da çıkar çatışmalarına yol

açabilir.

• Şer’i yorumların farklılığı nedeniyle sektörde standardizasyon olmaması: Tekâfül sektörü

henüz başlangıç aşamasında olduğundan farklı ilim adamları ve uygulayıcılar arasında

çeşitli konular hâlâ tartışılmaktadır. Ana tartışma konusu tekâfül yapısı için kullanılan

modeldir. Çeşitli ülkelerdeki uygulamalar ve model tercihleri arasında ilim adamlarının farklı

yorumlarından kaynaklanan büyük farklılıklar vardır. Örneğin Suudi Arabistan’da düzenleyici

kurumlar (Suudi Arabistan Para Kurumu), fazlalık miktarın yalnızca yüzde 10’unun poliçe

sahiplerine dağıtılmasının zorunlu olduğu bir kooperatif modelini onaylamaktadır. Benzer

şekilde tüm hukuk sisteminin tamamen İslami olduğu İran’da tekâfül hâlâ bilinmeyen

bir kavramdır; çünkü geleneksel sigortacılığın Şer’i uyumlu olamayacağı görüşünü

benimsemektedirler.

Ancak, bu bölgesel farklılıklara rağmen diğer yerlerde sigortalama kârlarının paylaşılmadığı

vekâlete dayalı bir modele yönelik küresel bir trend söz konusudur. Bu yaklaşım, AAOIFI tarafından

resmi olarak onaylanmıştır ve bu, standardizasyona yönelik olarak atılmış bir adımdır. Ancak,

dünya genelinde fıkıh âlimlerinin farklı görüş ve yorumları nedeniyle tekâfül modellerine ilişkin

küresel bir standart hâlâ mevcut değildir.

• Düzenleyici yaklaşımların farklı olması ve merkezi düzenlemelerinin olmaması: Küresel bir

tekâfül düzenleme rejiminin standardize edilmemesi nedeniyle sektör, yerel düzenleyici

kısıtlamalara tabi olan tekâfül şirketlerinin Şer’i danışma kurullarının açıkladığı görüşlere

göre hareket etmektedir.

• Kurumsal yönetişim: Tekâfül işletmesinin Şer’i denetim kurulu ve yönetim kurulu arasındaki

mevcut ilişki, genellikle güven ve dürüstlüğe dayalı bir ilişkidir. Ancak yine de, Şer’i kurulun

faaliyet kapsamı ve sorumluluklarına dair açık ve yazılı kılavuz ilkelerin oluşturulması gerekir.

Şer’i uygunluk, uygulanan tekâfül modeli, sunulan ürünler, kâr paylaşımı ve ücret yapıları,

İslami yatırımlar, sözleşmeler gibi işletmenin tüm detaylarını kapsamalıdır.