İslami Finansal Araçların Çeşitlendirilmesi
100
gerçekleştirilmiştir. Türkiye’de bankalar dışında uluslararası kurumsal sukuk ihracı yapılmamıştır
(Dey 2016). Ürün çeşitliliğinin az olmasına neden olan bazı faktörler şunlardır:
İlk olarak, KB’ler işlemlerinin yüzde 90’ında ‘murabaha’ finansmanını kullanmaktadır ve KB’lerin
topladığı mevduatların yüzde 70’i üç ay vadelidir (Taner 2011). İkincisi, ürün çeşitliliğinin ve
yeni ürünlerin geliştirilmesini düzenleyen özel bir Şer’i kurul veya organı yoktur. Hem geleneksel
bankalar hem de KB’ler dâhil olmak üzere bankacılık sektörünün faaliyetlerini düzenleyen ana
kurum BDDK’dir (Aslan ve Özdemir 2015). Üçüncüsü, ülkede özellikle kırsal kesimde halkın İslami
bankacılık hakkında yeterli farkındalığı yoktur.
Ancak Türkiye, İslami finansın geleceği için büyük bir potansiyele ve beklentilere sahiptir. Özel bir
meslek kuruluşu olan TKBB’nin sektörü geliştirmek ve desteklemek için diğer paydaşlarla birlikte
hazırladığı gelişim stratejisi umut vericidir. Hükümetin çeşitli politikaları uygulamaya yönelik
kararlılığı, Türkiye’yi üzerinde çalışılacak önemli ve ilginç bir örnek kılmaktadır.
3.5.2 GİRİŞ
Türkiye, Avrupa ve Asya arasında yer alan, Karadeniz, Marmara Denizi, Ege ve Akdeniz ile
çevrili bir Avrasya ülkesidir. Kara sınırları, kuzeybatıda Yunanistan ve Bulgaristan, doğuda İran,
güneyde Irak ve Suriye ve kuzeydoğuda Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan olmak üzere 2,6
bin kilometre boyunca uzanmaktadır. Türkiye, AB ülkeleri arasında en büyük genç nüfusa sahip
ülke olarak yüzde 99’u Müslüman olan toplam 78 milyondan fazla nüfusa sahiptir. Büyüyen genç
ve vasıflı işgücü, doğal kaynakları, canlı Ar-Ge programı ve coğrafi konumu ile Türkiye, hem İİT
üyesi ülkeler arasında hem de dünya genelinde İslami finansın desteklenmesi ve geliştirilmesinde
önemli ve merkezi bir rol oynayabilir.
Uzun bir süre merkezi bir ekonomi olarak gelişen Türkiye, 1980’lerde finansal piyasaların
serbestleştirilmesini de içeren bir dizi yapısal reform uygulamaya başlamıştır. Bu, aynı zamanda
1984’te Türkiye’deki faizsiz bankacılık işlemlerini yasal hale getiren bir bakanlar kurulu kararı ile
Özel Finans Kurumlarının (ÖFK) açılmasını sağlamıştır (Hardy, 2012). Ancak bu kurumlar, hukuki
çerçevenin zayıf olması ve İslami finansı teşvik edecek güçlü bir siyasi iradenin olmaması nedeniyle
piyasaya etkili bir şekilde nüfuz edememiştir. 1999 yılında başlayan çeşitli hukuki reformlarla, bu
ÖFK’ların ülkedeki ana akım bankacılık sistemine girmesinin yolu açılmıştır. 2005 yılında yeni
bankacılık kanununda “Özel Finans Kurumları” ifadesi “Katılım Bankaları” ile değiştirilmiş ve Özel
Finans Kurumları Birliği “Türkiye Katılım Bankaları Birliği” (TKBB) adını almıştır. Mevzuattaki diğer
değişiklikler, katılım bankalarının mevduatlarının Türkiye’nin iflas kanunları kapsamında koruma
altına alınmasını sağlamıştır. Bu bankacılık reformlarının yapılması, KB’leri ana akım bankacılık
sistemine dâhil etmiş ve genel büyümelerine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. 2002-2015
döneminde, KB’lerin aktif büyüklüğündeki toplam büyüme yüzde 29 civarındayken, bu oran
Türkiye’deki toplam bankacılık sektörü için yüzde 18,5 olarak gerçekleşmiştir (Sakarya, 2016).
TKKB (2015) tarafından hazırlanan strateji belgesinde, İslami finansın büyümesini geliştirmek ve
desteklemek üzere detaylı bir plan oluşturulmuştur. Bu strateji ile şunlar amaçlanmaktadır:
• Ürün çeşitliliğini ve hizmet kalitesini geliştirmek ve iyileştirmek,
• İslami bankacılık hakkındaki algıyı ve kurumsal iletişimi geliştirmek,
• İslami bankacılığın ilkeleriyle ilgili mevzuat, standartlar ve düzenlemeleri daha fazla
geliştirmek.




